0
Following
0
Follower
0
Boost

Gümrük Hukukuna İlişkin Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları

Gümrük avukatı; gümrük mevzuatına hakim ve karşılaşılan uyuşmazlıkları mevzuata uygun şekilde çözebilecek beceriye sahip olmalıdır. Süresinde ve etkin bir şekilde yapılan başvurular ile sorunun çözümünü henüz başvuru aşamasında çözüme kavuşturabilmeli ve süreleri kaçırmaması önemlidir. Gümrük hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarla ilgili uygulamada birçok problemle karşılaşılmaktadır. Gerek Gümrük mevzuatının karmaşıklığı gerekse de bu alanda mevzuatı bilen hukukçuların olmaması uyuşmazlıkların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu uyuşmazlıkların başında gümrük ve kaçakçılık mevzuatına ilişkin uyuşmazlıklar gelmektedir. Ayrıca bu uyuşmazlıklar idari yargı alanını da ilgilendiren ve çözümü, ciddi hukuki uzmanlık gerektiren bir uyuşmazlık türüdür. Bu nedenle yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Gümrük idarelerinin işlemlerine karşı hukukçular tarafından itiraz edilmesi ve dava açılması daha sağlıklı olacaktır. Hukukçular dışında ilgililer veya temsilcileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin doğru uygulanması çok da mümkün değildir. Yanlış itiraz ve davalar ilgililerin yüksek oranda idari para cezaları ödemesine veya hürriyeti bağlayıcı ceza almasına neden olabilmektedir. Gümrük hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarının hukuki çözümü için aşağıda belirttiğimiz mevzuata da hâkim olmak gerekmektedir: Eşyanın menşei ve kıymetine ilişkin hükümler, Tarifeye ilişkin hükümler,

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu ve Cezası

Uyuşturucu avukatı, Uyuşturucu madde ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır. Maddenin 3.fıkrasına göre ise uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi cezalandırılır. Ceza, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezasıdır. Aynı fıkranın son cümlesine göre ise uyuşturucu madde satılan kişinin çocuk olması halinde cezanın on beş yıldan az olmayacağı düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.06.2004 tarihli 107-136 ile 06.03.2012 tarihli 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında kriterler belirlemiştir. Uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına yönelik olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken, öğreti ile uygulamada da kabul görmüş kriterler ve uyuşturucu avukatı olarak kriterlere bakış açımız aşağıdadır. Yargıtay CGK’nın Satma-Kullanma-Bulundurma Ayrımında Belirlediği Kriterler Birinci kriter, failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde bulundurur. Örneğin, genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucu ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, gibi bir yere gizlenebilir. İşte bu durum uyuşturucunun kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Law
article
+ 1 interests

375 Sayılı KHK - Kamu Görevinden Çıkartma

https://or.av.tr/375-sayili-khkya-gore-kamu-gorevinden-cikarma/ Kamu görevinden çıkarma, 375 sayılı KHK ya göre memurun bir daha kamu görevinde istihdam edilemeyecek şekilde ilişiğinin kesilmesi olarak tanımlanabilir. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Olağanüstü halin ilan edilmesiyle, terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları değerlendirilen memurlar OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılmışlardır. Bu şekilde kamu görevinden çıkarılanlar 685 sayılı KHK ile kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvurmuşlardır. Buradan olumsuz cevap almaları halinde ise idare mahkemelerinde iptal davası açmışlardır. Olağanüstü halin sona ermesinden sonra ise kamu görevinden çıkarma 31.07.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesine göre olmuştur. 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesine eklenmiştir. 375 saylı khk 35. madde bu konu hakkındadır. 375 sayılı KHK’nın Geçici 35.maddesine göre, terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları değerlendirilen memurlar çalıştıkları kurumun bağlı bulunduğu Bakan Onayı ile kamu görevinden çıkarılmışlar ve çıkarılmaya da devam edilmektedir. Bu yazımızda 375 sayılı KHK ya göre kamu görevinden çıkarma müessesesinin devlet memurluğundan çıkarmadan farkından, açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkemeden ve dava dilekçelerinde ileri sürülebilecek olası savunmaların neler olabileceğinden bahsedeceğiz.

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu ve Cezası

Uyuşturucu madde ticareti suçu, uyuşturucu avukatı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır. Maddenin 3.fıkrasına göre ise uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi cezalandırılır. Ceza, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezasıdır. Aynı fıkranın son cümlesine göre ise uyuşturucu madde satılan kişinin çocuk olması halinde cezanın on beş yıldan az olmayacağı düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.06.2004 tarihli 107-136 ile 06.03.2012 tarihli 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında kriterler belirlemiştir. Uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına yönelik olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken, öğreti ile uygulamada da kabul görmüş kriterler ve uyuşturucu avukatı olarak kriterlere bakış açımız aşağıdadır. Yargıtay CGK’nın Satma-Kullanma-Bulundurma Ayrımında Belirlediği Kriterler Birinci kriter, failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde bulundurur. Örneğin, genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucu ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, gibi bir yere gizlenebilir. İşte bu durum uyuşturucunun kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Law
Business
+ 1 interests